11 Kasım 2010 Perşembe

Çanlar Spoelstra İçin Çalıyor: 107-112

   Gecenin maçı America Airlines Center'da oynandı. Miami'nin savunma yapmaya zahmet etmediği maçta Boston Celtics bir kez daha kazandı.

  İlk periyodun ilk dakikasından itibaren oyuna hükmeden ve sahanın her noktasını domine eden Boston net bir şekilde üstünlüğünü rakibine kabul ettirdi. Onların müthiş hücum performansında Miami'nin de payı büyüktü tabi. Maçtan önceki yazımda Miami'nin atletik dış adam savunmasına Boston'ın cevabının sert olması gerektiğini söylemiştim. Özellikle Ray Allen, bu gece üzerinden geçti Miami savunmasının.Rakip potaya 35 sayı bırakan yıldız oyuncu savunmadaki gayretiyle de galibiyetin en büyük mimarı oldu.

  İlk yarıda LeBron James ve özellikle 2. periyodda Chris Bosh'la ayakta kalmaya çalışan Miami, Wade'den destek gelmeyince Boston'ın yüksek hücum performansına cevap veremedi. Yine de yapmaları gereken daha iyi hücum etmek değil, savunmaya yapmaya başlamaktı. Fakat bütün ilk yarı boyunca Boston'a savunmada boyun eğen Miami, devre arasına girerken 61-46 gerideydi. Tek devrede 61 sayı yemek büyük rezillikti... Üstelik kendileri için böylesine kritik bir maçta.


 2. yarıda Miami'nin kazanmak için savunma direncine ve Dwyane Wade'e ihtiyacı var gibi görünüyordu. Fakat 3. çeyrekte, ilk 2 çeyreğin bir kopyası oynandı... Rondo ve Nate Robinson savunmayı yerle bir etti, kolay şutlar bulundu ve Boston atmaya devam etti. Miami'de ise LeBron James'in bireysel performansı dışında pek de olumlu bir şey yoktu sahada. Fakat tüm bu olumsuz etkenlere rağmen fark 3. çeyrek bitiminde sadece 11'di. Son periyodda Miami tempoyu artırmaya çalıştı... 2-2.5 dakikalık bir bölümde de başarılı olduğu söylenebilir, fakat Doc Rivers doğru yerde doğru bir mola alıp takımını uyandırınca, Boston yeniden oyunu kontrol etmeye başladı. LeBron James'in iyi oyunu devam etse de kazanmaya yetmedi ve Boston Miami'yi 112-107 yenerek istediği mesajı American Airlines'ta da verdi.


 Maç boyunca tüm kameralar sahanın dışındaki bir adamın üzerindeydi: Pat Riley. Sıkıntısı yüz ifadesinden belli olan Riley, kendisine uygulanan baskıya daha ne kadar dayanacak bakalım. Miami bir galibiyet serisi yakalarsa bu tartışmalar biraz daha soğuyacaktır mutlaka, fakat takım her tökezlediğinde Spoelstra tartışmaları yeniden alevlenecektir.  Yine de şu an bu konuda bir karar vermek bana da erken gibi geliyor.


Maçın Adamı: Ray Allen

  Fazla söze gerek yok... 3 sayılık atış çizgisinin gerisinden ne bulduysa attı. Bu gece 7/9 isabetle hedefi vuran Allen, Reggie Miller'ın 3 sayı rekoruna da gittikçe yaklaşıyor. Büyük bir sürpriz olmassa Miller'ı geçecek ve Nba tarihinin en iyi 3'lükcüsü ünvanını alacaktır Ray Allen.

Boston Celtics - Miami Heat: Maç Önü


 Son günlerde Miami'nin kötü oyunundan dolayı koltuğu iyiden iyiye sallanan Eric Speolstra için sınav zamanı...

  Amerikan basını ve Miami seyircisi artık iyiden iyiye Pat Riley'e ve onun dönme ihtimaline odaklanmış durumda. Fakat Riley'nin dönmeye niyeti yok.

  Maça gelirsek; sezonun ilk maçında Garden'da kaybettikleri Boston'a karşı bu kez daha farklı bir mesaj vermesi gereken Miami için bu maçın önemi her açıdan büyük. Wade- James ikilisi sert Boston savunmasına karşı, her zamankinden daha sert, daha kararlı olmak zorunda.  Yine de Boston'a karşı asıl kazanmaları gereken nokta dışarısı değil, içerisi gibi görünüyor. 5 numaradaki sıkıntı ve Bosh'ın yeteri kadar boyalı alanı domine edememesi Miami için önemli bir dezavantaj... Hele hele bu maçta Bosh'ın KG ile eşleşeceğini düşünürsek, maçın Chris Bosh için en az Spoelstra kadar önemli birsınav olacağını söyleyebiliriz.

 İşe biraz Boston cephesinden bakarsak; bu maça Miami'ye oranla daha rahat çıkacaklarını söyleyebiliriz. Ama yine de Miami'yi bir kez daha yenmek onlar için harika olacaktır tabi. Miami'nin dinamik ve agresif dış adam savunmasına karşı Paul Pierce ve Ray Allen'ın isabet oranlarının yüksek olması gerek. 4 numarada KG'nin önemini belirtmiştik zaten... Savunmada da pas yollarını iyi kapatmalı, edeceği dengeli hücumlarla fast breaklere izin vermemeli ve sertlikten taviz vermemeli Boston cephesi.

 Bunların yanında maça benchler açısından bakarsak Boston'ın avantajlı olduğunu söylersek yanılmış olmayız. Kötü bench performansına rağmen Spoelstra'nın bu konuda bir şey yapmaması ve Chalmers kozunu aklının ucuna bile getirmek istememesi düşündürücü... Eric Speolstra bir an önce bir takım sıkıntıları değiştirmeye başlamassa daha çok başı ağrayacak gibi görünüyor.

 Maç nasıl gelişirse gelişsin, son anlara kadar çekişmeli, keyifli ve sert bir maç geçeceği kesin.. Daha sıkıntılı taraf Miami gibi görünse de bu tip takımlar böyle maçlardan aldıkları galibiyetlerle zor dönemleri geride bırakabiliyorlar. Bakalım bu gece neler olacak?

8 Kasım 2010 Pazartesi

Hawks'ın Yenilmezliğini Suns Bozdu

 Sezona yenilgisiz başlayan Atlanta Hawks, serisini evinde oynadığı Suns maçıyla bozdu.

  Yaz döneminde yıldız uzunu Amare'yi kaybederek, sezon öncesi güç kaybeden Suns kötü başlangıçtan sonra, üst üste 2. galibiyetini aldı.

 Atlanta'nın geçen sezondan farkı bu yıl daha hızlı koşması, topu daha hızlı çevirmesi ve dolayısıyla yüksek tempoda bir basketbol oynaması. Bu durum bireysel anlamda da her oyuncunun performansını bir gömlek yukarı taşıdı. Dün gece ise karşılarında yıllardır bu basketbolu oynayan Phoenix Suns vardı...

 Suns maça çok hızlı girdi ve şutörlerinin yüksek isabet oranıyla maçı bir adım önde götürmeye başladı. Sezona kendi standartlarının altında asist performansıyla başlayan Steve Nash de bu tempoda yeniden kalitesini ortaya koydu. İlk yarıda Nash - Richardson ve Hill'e savunmada bir çare üretemeyen Atlanta, Hido da şutları sokmaya başlayınca oldukça zorlandı. Hücumda da 0/12 şut performansıyla oynamalarına rağmen farkın 10'dan yukarı çıkmamasının sebebi Harford ve Josh Smith'in müthiş oyunuydu.

 2. yarıda ise durum tamamen değişmiş görünüyordu. Bir ara 3 sayı çizgisinin gerisinden kullandığı her şutu isabete çevirmeye başlayan Atlanta üst üste 6 üçlük isabet bularak Suns'ı yakaladı. Bu tip çok hızlı tempoda oynanan maçlarda taraflardan biri oyun içerisinde bir parça fark yaratınca 6-8 sayılık bir avantaj sağlayabiliyor. Oyunun yeniden dengelenmesinin de sebebi tam olarak buydu.

 Fakat Atlanta arkasına rüzgarı almasına rağmen son periyod Suns'ın mükemmel hücum performansını devam ettirmesi üzerine dengede giden oyunu son 1 dakikada kaybetti.

 Maç özelinde Suns ile ilgili bir diğer dikkat çekmemiz gereken durum ise müthiş bench performansları. Ligin benchten en iyi katkı alan takımı olan Suns, birçok maçta bunun avantajını kullanıyor. Dün gece de Suns benchinin Atlanta benchini sahadan sildiğini söylemek gerek...


Maçın Adamı: Al Horford
 Atlanta maçı kaybetmesine rağmen Horford'un dün geceki performansını takdir etmemek mümkün değildi. Çok özel bir gece geçiren genç pivot 13/16 şut isabetiyle 30 sayı 10 ribaund 5 asist yaptı ve parmak ısırttı. Yeni koç en çok ona yaramış görünüyor...

5 Kasım 2010 Cuma

New Orleans'ta Bayram Havası!

 New Orleans Hornets bu gece evinde LeBron James ve Chris Bosh hamlelerinden sonra şampiyonluk parolasıyla sezona iyi bir başlangıç yapan Miami Heat'i yıldız guardı Chris Paul ve pivotu Emeka Okafor'un olağanüstü oyunuyla 96-93 devirdi.

Maçın Hikayesi
  Maça hızlı bir girişi yapan Hornets ilk yarı boyunca bundan önceki 4 maçını kazanmasını sağlayan şeyi yaptı ve topu hücumda hızlı çevirdi. Okafor'un ekstra çabası ve Chris Paul'ün büyüleyici asist performansıyla 8-9 civarı bir farkla ilk yarıyı kapatan Hornets oyun olarak rakibini sahadan silmesine rağmen skoru çift hanelere bile taşıyamamıştı.

 Buna karşılık Miami'de hemen hemen her şey kötü gidiyordu. Hornets'ın disiplinli savunmasına karşı potaya gidemeyen Lebron ve Wade daha çok şut üzerinden oynamak zorunda kaldı ve bu tercihler Miami'nin hücum ritmini bulamamasına sebep oldu. Buna pota altında Joel Anthony'nin Emeka Okafor tarafından süpürülmesi de eklenince oyun anlamında her şey olumsuz görünüyordu Miami cephesinde. Fakat bu kadar olumsuzluğa rağmen hala oyunun içindeydiler ve yıldız oyuncularıyla hücumda bir parça hareketlenmeleri, gaza basmaları onları maçın hakimi yapmaya yetecek gibi görünüyordu.

 Bu açıdan 2 takımın 3. çeyreğe nasıl başlayacakları çok önemliydi. Miami'nin Paul savunmasına bir çare üretmesi gerekiyordu. Paul'ün pas yollarını tıkamak Hornets'ın hücum organizasyonlarını 0'a indirmek demek. Fakat maçın 3. çeyreğinde de Paul'e bir önlem alamadılar ve yıldız guard gerek Okafor ile ikiliyi oyunlarıyla, gerek bireysel sayılarıyla oyunu yine domine etti. Son periyoda 10 sayı civarı farkla önde giren Hornets'ın tek yapması gereken, maçın başından beri hem savunmada, hem hücumda gösterdikleri müthiş direnci devam ettirmekti. Buna karşılık Miami de artık maçı son periyod lehine çevirmek için gereken her şeyi yapmak, savunmada gerçekten bir şeyler başarıp bunu hücuma taşımak zorundaydı.

 Son periyoda Paul'süz başlayan Hornets hücumda tamamen deorganize bir görüntü sergiledi. Green, Belinelli, Jason Smith, Bayless, Okafor beşiyle ilk 5 dakikayı oynayan Hornets'da hücumda bir şeyler yaratmak oldukça güçleşmişti o dakikalarda. Fakat savunmada gösterilen direnç Paul oyuna girerken farkın 6 olmasına yetti.

 Maçın son 4 dakikasını ayrı bir parantezle değerlendirmek lazım. Sonunda Miami maçın başından beri onlardan beklenileni yaptı ve gaza bastı. Paul ve arkadaşları o bölümde birkaç bireysel katkıya rağmen yeterli direnci gösteremedi ve son 58.9 saniyede Miami Heat Lebron'un serbest atışlarıyla öne geçti.  Maçın son 1 dakikası Hornets taraftarı için rüya gibiydi... Chris Paul'ün bir basket faulü ve üzerine ortalığı karıştırdıktan sonra yaptığı bir kritik asisti New Orleans için 6 sayı demekti. Maç sonu Chris Bosh'ın 3'lüğüyle Miami son kurşununu atsa da Hornets çizgide hata yapmadı ve maçı kazandı.

Maçın Adamı: Emeka Okafor
 Bilmiyorum Okafor daha önce böyle bir maç oynamış mıdır... Eğer oynadıysa benim haberim yok. Onu ilk defa bu kadar istekli ve savaşçı gördüğümü söyleyebilirim. Tabi oyununda Chris Paul'ün de katkısı gözardı edilemez kesinlikle, fakat bugün Okafor için kesinlikle bambaşka bir gündü. Her topa elini uzattı, savunmada her pozisyon savaştı, hücumda her an uyanık kaldı ve bana göre bugün bu zorlu maçta Hornets'a galibiyeti getiren isimdi.